2. BÖLÜM;AYRILIŞ
Harry birden uyandı. Bir kabus gördüğünün farkındaydı ama kabusunu hiç hatırlamıyordu. Beynini zorladı biraz ama anımsayamadı. Bu kabusun Voldemortla ilgili olduğundan hiç şüphesi yoktu.
-“Umarım yine kötü bir işler çevirmiyordur.” Diye düşündü. O anda pencereden gelen sesin farkına vardı. O anda pencereden gelen sesin farkına vardı. Ses baykuştan geliyordu. Baykuşu içeri aldı, mektubu açtı ve okumaya başladı;
Harry!
Umarım iyisindir. Seni yarın almaya geleceğiz. Hermione çoktan geldi. Gelince sana çok güzel bir haber vereceğim! Neyse yarın saat üçte hazır ol.
Eyvallah!
Ron
-“Acaba şu iyi haber ne?” diye kendi kendine sordu. “Nasılsa gidince öğrenirdi. Çok da merak etmek yersiz” diye düşündü. Saat daha çok erkendi. Dursleyler daha uyanmamıştı. Harry de giyindi ve beklemeye başladı…
En sonunda aşağıdan sesler gelmeye başlayınca Harry aşağı inmeye karar verdi. Aşağıda herkes kendi halindeydi. Vernon Enişte yine her zamanki gibi gazetenin arasında kaybolmuştu. Petunia Teyze ise Dudley’i uyandırmaya gitmişti.
Harry, Ronların geleceğini söylemesi gerekiyordu. Bir yerden söze başlaması gerekliydi.
-“Şeyy, Vernon Enişte” dedi Harry, Vernon Enişte homurdandı. Harry bunu “efendim” olarak kabul etmişti.
-“Yarın beni buradan götürmek için arkadaşım Ron gelecek. Onu tanıyorsun daha öncede gelmişti.”
-“Şu kızıl saçlı, uzun boylu olan mı?”
-“Evet o, gidebilir miyim?” dedi Harry korkarak.
-“Zaten sizin- sizin gibilere karşı çıkılmaz. Git.” Dedi.
-“Teşekkür ederim. Yarın saat üçte burada olacaklarını yazdı.” Dedi korkarak. Özellikle son kelimede çok çekinmişti. Sonuçta Dursleyler ‘Baykuş Postasına’ pek alışamamışlardı. Vernon Enişte tekrar homurdandı.
O gün bunların dışında son derece olaysız geçti.
Ertesi gün Harry erkenden uyandı. Bu evden ayrılmak için sabırsızlanıyordu. Hemen hazırlandı. Bütün eşyalarını büyük sandığın içine attı. Hedwig’i kafesine dönmeye ikna edene kadar saat çoktan bir olmuştu.
Aşağı indiğinde herkes çok gergindi. Harry Weasley ailesinin nasıl geleceğini merak ediyordu. Mektupta nasıl geleceklerini söylememişlerdi. Vernon Enişte sürekli saatine bakıp duruyordu…
En sonunda saat üç olmuştu… Ama hala gelen giden yoktu.
Saat üçü çeyrek geçe kapı çaldı. Harry kapıyı açmaya gitti. Dığarda en az yedi kişi vardı.
Lupin, Tonks, Ron, Hermione, Deli-Göz Moddy, Bill, Bay Weasley…
Harry hepsiyle teker teker kucaklaştıktan sonra sordu;
-“Ee nasıl gidiyoruz?” Cevabı Lupin verdi.
-“Süpürge ile… Bu şekilde çok açık hedef olsakta şu anda ancak bunu göze alabiliyoruz.” Dedi ve Dursleylere döndü.
-“Ahh hepinize iyi günler, mutlaka bizi gördüğünüze sevinmemişsinizdir ama yinede… kusura bakmayın…”
-“Hadi ama Remus onlardan özür dilesen ne yarar… Neyse ee Harry sen hazırmısın? Saat üç buçukta çıkmamız gerekiyor.” Dedi Deli-Göz.
-“Şimdi Potter süpürgeni çıkar az sonra yola çıkacağız” dedi Moddy. Harry sandığını ve Hedwig’i getirince. Harry süpürgesini çıkarırken arkasından uzun bir soluk sesi geldi. Bu Petunia Teyze olmalıydı. Hayatı boyunca süpürge görmediği izlenimine kapıldı birden Harry.
En sonunda gitme vakti geldi. Harry hala inanamıyormuş gibi bakan Dursleylere doğru döndü;
-“Şeyy, Hoşçakalın” dedi. Dursleylerden ses seda çıkmayınca şaşırmadı. Harry birden iki kişinin eksikliğini fark etti;
-“Fred ve George nerede?”
-“Onlar şaka dükkanındalar, o kadar çok işleri varmış ki seni almaya gelemediler. Aslına bakarsan biz gidene kadar gelmiş olabilirler” dedi Ron.
-“Neyse onlarıda gidince görürüm.” Dedi Harry.
-“Tamam hadi gidiyoruz” dedi Moddy. Harry çok özlemişti süpürgeye binmeyi, o yüzden çok sabırsızlanıyordu.